Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Etkili Öğretmen Olmanın Yolları

Dr. Nazım GÜMÜŞ*

Bu çalışmada, öğretimleri en başarılı görülen öğretmenlerin kişisel özelikleri ya da öznitelikleri ele alınmaktadır. Bir öğretmenin, temel nitelikte olmak üzere, kendi kendisine sorması gereken dört sorusu olmalıdır: i) Ne öğreteceğim? (eğitim programı), ii) Nasıl öğreteceğim? (sınıf içi/eğitim ortamlarının planlanması), iii) Ne denli öğrettiğimi nasıl bileceğim? (değerlendirme) ve iv) Daha iyi öğretimi nasıl gerçekleştirebilirim? (derin düşüncelere dalma, özdeğerlendirme, ilerleme kaydetme tutkusu). Bu dört aşamadan nasıl öğreteceğim? sorusunun yanıtını vermek üzere, etkili öğretmenlerin özniteliklerinden olan coşku; sevecenlik ve mizah; güvenirlik; yüksek başarı beklentileri; yüreklendirme ve destekleme; bilgili oluş.

1.       Etkin Öğretimin Tanımlanması

 

SORU: Neden, iyi öğretimin ne olduğu konusunda herbirimizin kendine özgü düşünceleri vardır?

Etkili öğretimin tanımlanmasında pek çok yol vardır. Pek çok kişi, iyi öğretmenlerin ilgili, destekleyici, öğrencilerin refahı/huzurunu sağlamaya çalışan, kendileriyle ilgili bilgi sahibi olan, velileriyle, yöneticilerle ve meslektaşlarıyla bir araya gelmeyi başarabilen ve yaptıkları işlerden kendilerine özgü coşku duyan bireyler olduğu konusunda görüş birliğindedir. Bu özniteliklerin çok değerli olduğu konusunda kuşku yoktur. Ne var ki, etkili öğretmenlerin, öğrencilere öğrenmeleri konusunda yardımcı olabildikleri gibi, etkili öğretimin önemli bir yanını gözden kaçırmaktadırlar. Eğitim araştırmacıları, etkili öğretmenleri tanımlama sürecinde; üstlerinden yüksek sicil notu alanları, etkili öğretmen olarak tanımlamışlar, daha sonraları ise, yönetme becerisi, morali, işbirliğine yatkınlığı, uysallığı, duygusal kararlığı, anlatım gücü, kendini güçlü hissetme, karar alma, zihinsel/bilişsel uyanıklık, bireysel çekicilik, fiziksel girişkenlik ve ahlakî davranma gibi özelliklerle ilişkilendirmeye girişmişlerdir.

 

SORU: Öğrenci öğrenmelerini etkileyebilecek, öğretmen davranışlarının dışında kalan sınıfiçi özniteliklerden bazıları nelerdir?

Gümüş (1997), bazı okullara giden öğrencilerin, başka nitelikteki okullara giden öğrencilerden daha başarılı olduklarını saptamıştır. Ancak, bunun neden böyle olduğunu inceleyince, okullar arasındaki öğrenci öğrenmeleri/erişilerindeki farklılıkların, öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyi (SED) ile okulların bulunduğu toplumsal çevre gibi bir etkenle büyük ölçüde ilişkili olduğunu belirlemiştir. Gümüş, öğrencilerin Sosyo-Ekonomik Düzeylerinin (SED) , öğrenci erişisiyle ilgili olan öteki tüm değişkenleri gölgede bıraktığını vurgulamıştır. Öğrencilerin okuldaki başarılarının aslan payı olan faktörlerden ana-baba eğitim düzeyi, çalışma odasının varlığı ve bazı öğrenciler açısından da çalışma süresince yardım isteme, birikimli olarak %70 dolaylarındadır. Bir bakıma, öğrencilerin başarılarının altında yatan hazır bulunmuşluk düzeyleri, güdülenme boyutları/benlik algılamalarının; sosyo-ekonomik, ailevî ve kültürel geçmişinin bir sonucu olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgu, azalan ana/baba katılımı ve yoksullukla boğuşan daha fazla sayıdaki çocuk açısından gittikçe artan bir öneme sahiptir

Tablo 1’den de görüleceği üzere, geleneksel yöntem, temel soru kökleri ve kılavuzlu sorular gibi yöntemlerin uygulandığı bilimsel araştırma deseninde, ana ve babanın eğitim düzeyi ile çalışma odasının varlığı, öğrencileri etkileyen faktörler arasındaki ağırlık dereceleri bakımından ön planda yer alırken, çalışma süresince başkalarından yardım almada üst sosyo-ekonomik düzeyli yerleşim birimlerinden gelen öğrencilerin katsayısı düşmektedir. Buna karşılık, gecekondu bölgelerinden öğrencilerin yardım talepleri ön plana çıkmaktadır.

Çoğu öğrencilerin okul başarısının, gitmekte oldukları okul ya da kendilerini yetiştiren öğretmenlerden çok kendi Sosyo-Ekonomik Düzeylerince (SED) belirlenmiş olduğuna ilişkin haberlerin eğitimcileri aşırı derecede şaşkınlığa uğrattığı/rahatsız ettiğini söylemeye gerek yok. İleri sürülen bu tür raporlar, etkin öğretimin tanımlanması ve betimlenmesine yönelik ilgiyi canlandırmıştır. Pek çok eğitimcinin inancına göre, okul ve öğretmenlerin sınırlı etki gücü olduğundan, bu etkiyi en üst düzeye nasıl çıkarılacağını saptamak önemlidir. Bu nedenle, eğitim araştırmacıları, öğrenciler için en büyük farklılıkları oluşturduğu anlaşılan öğretmen ve okulların özniteliklerini tanımlamaya yönelmişlerdir.

Tablo 1- Üst ve Alt Sosyo-Ekonomik Düzeydeki Ailelerden Öğrencileri Etkileyen Faktörler

Özellikler

Faktör

Tüm Değişkenliği Açıklama Yüzdesi (%)

Yığmalı Yüzde (%)

Üst SED

Alt SED

Üst SED

Alt SED

Ana Eğitim Düzeyi

1

33,8

26,3

33,8

26,3

Baba Eğitim Düzeyi

2

14,9

14,7

48,7

41,0

Çalışma Odasının Varlığı

3

10,4

11,6

59,1

52,5

 

 

 

 

 

 

Çalışma Süresince Yardım Alma

4

-------------

Geleneksel yöntem: 11,7

----------

66,4

Soru Kökleri: 12,1

Soru Kökleri: 12,2

68,3

61,4

------------

Kılavuzlu Sorular: 10,5

---------

69,7

 

 

2.      Etkin Öğretmen Olmanın Arayışı

Son yıllarda eğitim araştırmaları, daha geniş çaplı öğrenmeye yol açan bir çok öğretmen davranışı ve özeliğini belirlemiştir. Bu davranışların, okulda artan bir doyum ve daha iyi tutumlar, daha iyi özbenlik ve daha yüksek ders notları gibi, öğrenciler için özlenen başkaca ürünlerle ilintisi olduğu görülmektedir. Bu bulgularla ilgili en heyecanlandırıcı yönler ise, gerçek öğretmenler, sınıflar ve öğrencileri betimlemeleridir. Bunlar yalnızca kuram değildirler; gerçekte yaşayan ve soluk alan etkin öğretmenlerin yaptıklarıdırlar. Bu etkin öğretmenlerin nasıl birileri oldukları ve ne yaptıklarını bildiğinizde, bu öznitelikleri ve davranışları kendi öğretme süreçlerinizle tümleştirmeyi öğrenebiliriz.

Sözgelimi, Amerika 2000 raporunda, ikibinli yılların bireylerinde üç temel niteliğin geliştirilmesi hedeflenmektedir: i) Temel beceriler (okuma, yazma, matematik, dinleme, konuşma); ii) Düşünme gücü (yaratıcı düşünme, karar alma, sorun çözme, kafada canlandırma, öğrenme yollarını geliştirme, neden-sonuç ilişkileri kurma) ve iii) Bireysel nitelikler (sorumluluk, özsaygı, başkalarıyla kaynaşma, özyönetim, saygı uyandıran bir özü-sözüyle tutarlık) (COGITO).

Peki, öğrencilerinde bu özgüçleri geliştirecek öğretmen davranışları nasıl olacaktır ya da olması hedeflenmektedir?

1.      Niçin  ve nasıl sorularını yönelten;

2.      Belirli sorun çözme stratejilerini belirleyerek; bu stratejiler üzerinde öğrencileriyle birlikte derin düşünce alış-verişlerinde bulunarak ve bu stratejilerin öğrenciler tarafından belirli örnekler üzerinde uygulanmasına fırsat tanıyarak düşünme süreçleriyle ilgili düşünmeyi (üstbilişi) önemseyen;

3.      Tartışmalar süresince benimsetici bir ses tonu ile sınıfta düşünmeyi yüreklendiren uygun bir hava oluşturan;

4.      Öğrencilere düşünme ve yanıt verme süresi tanıyan;

5.      Sorulara birden fazla yanıtların verilmesini bekleyen ve yüreklendiren;

6.      Özgün örneklerden tümevarıma götürücü düşünme biçimini coşkuyla karşılayan;

7.      Öğrencilerine özetler sunan;

8.      Farklı öğrenme yaklaşımlarını işe koşan;

9.      Önemli düşünceleri ayrıntılarıyla ele alma ve süzgeçten geçirme, böylelikle bu düşünceleri anlaşılır bir yapıya kavuşturmada öğrencilerinden beklenti içinde olan ve onları bu yönde yüreklendiren;

10.  Öğrencilerine, tümünün de, bilişsel/zihinsel güçlerini/işlevlerini daha da geliştirebileceklerine ilişkin kendi beklentisini yansıtarak, onların da bu beklentilere karşılık vermeyi içeren çabalar içine girmesini sağlayan,

öğretmenler, ancak öğrencilerine örneklik oluşturabileceklerdir.

Bir başka araştırmada ise (Process of Teaching),

1.      Coşkulu, sıcak;

2.      Olumlu tümceler dile getiren;

3.      Ders içeriğini sunarken, öğrencilerle göz iletişimi kuran;

4.      Öğrencilerinin adlarını ve özgeçmişlerini bilen;

5.      Öğrencilerinin gereksinim ve ilgilerine duyarlı;

6.      Sınıf içindeki etkinliklere katılan;

7.      Öğrencileriyle birlikte çalışmayı yürekten seven;

8.      Eğitim programı ile hedeflerin belirlenmesinde rol alan;

9.      Sınıfının gelişme hızını doğru saptayan;

10.  Sınıfa, ikileme yol açmayan ve eksiksiz biçimde bilgiler sunan;

11.  Öğrencilerinin davranışlarını titiz bir bilinçlilikle gözlemleyen ve öğretme işine karşı yüksek bir duyarlılık gösteren;

12.  Her zaman bir özdenetim duygusuyla öğrencilerinin geniş duygu evrenlerine erişmenin yollarını  bilen,

etkili öğretmenlerin niteliklerine değinilmektedir.

Öte yandan, Ellis ve arkadaşlarının yaptıkları kapsamlı bir araştırmada, duygusal zekânın işe koşulmadığı aşağıdaki etkili öğretmenlik ilkelerine ışık tutulmaktadır:

1.      Öğrenciler, bir işleme etkin olarak katıldıklarında daha çok öğrenirler;

2.      Yüksek ve orta dereceli başarılar, öğrencilerin öğrenme ürünleriyle olumlu yönde ve düşük başarı dereceleri de, bu ürünlerle olumsuz yönde bir ilişki içindedirler;

3.      Konuyu öğrenmeye yönelik sağlanan daha fazla fırsatlar, daha yüksek öğrenci başarılarıyla olumlu ilişki gösterir. Bu nedenle, konu ne kadar kapsanırsa, öğrencilerin öğrenmesi gizil gücü o denli büyük olur.

4.      Günün büyük bir zaman dilimini geçirdikleri sınıf içinde öğretmenleri tarafından doğrudan öğretilen ya da gözlemlenen öğrenciler çok daha başarılı olurlar;

5.      Öğrenciler, kasıtlı biçimde ve dikkatlice ayrıntılı olarak işlenen dersler sonucunda, bağımsız, özyönelimli bireyler olabilirler;

6.      Eğer öğrencilerin bağımsız, özyönelimli bireyler olmaları isteniyorsa, kritik bilgi biçimleri olan (a) iletici (ne?) bilgi, (b) işlemsel  bilgi (nasıl?) ve (c) koşul bilgisi (eğer…), stratejik öğrenme biçimleri olarak tanıtılmalıdırlar;

7.      Öğretme süreci, öğrencilerin, bilgiyi örgütlemesi, yüklemesi ve istenildiğinde anımsamasına yardımcı olacak biçimde gerçekleştirilirse, öğrenme gittikçe artmaktadır;

8.      Öğrenciler, stratejik öğretim yoluyla çok daha bağımsız ve özyönelimli bireyler olabilirler;

9.      Öğretim dışavuruk biçimde yürütüldüğünde, öğrenciler bağımsız ve özyönelimli bireyler olabilirler;

10.  Bir konu alanı içinde ve konu alanları arasında yapısal benzerlik/ortak özelliklerin saptanmasıyla birlikte, öğretmenler, (a) yeni ya da görece bilinmeyen bir konu hakkında öğrencilerin kararsız tutumlarını ortadan kaldırabilirler; (b) bilişsel/zihinsel yapılarında çağrışımcı bağlantılar yapmalarına yardımcı olabilirler ve (c) daha kısa bir sürede çok daha fazlasını öğretebilirler.

 

SORU: Öğrencilerin bazı standartlaştırılmış testlerden aldıkları başarıma dayanarak, eğer size, görevlendirileceğiniz, işten atılacağınız, terfi ettirileceğiniz ya da ikramiyeyle ödüllendirileceğiniz  söylenseydi, kendinizi nasıl hissederdiniz? Bu durum, sizin öğretime karşı olan yaklaşımınızı değiştirir miydi? Eğer değiştirirse, ne yönde olurdu?

Öğretmenlerin bireysel özellikleri davranış aracılığıyla dışa vurulsa da, onlar, tüm öğretmenlerin değişik derecelerde sahip oldukları ve sergiledikleri, öncelikle doğuştan getirilen bireysel özeliklerdir. Sözgelimi, bazı öğretmenler başkalarına göre, kendi konuşma ve eylemleri aracılığıyla daha büyük bir coşkuyu doğal olarak göstermektedirler. Bu ise, işlerine karşı duydukları daha büyük bir coşkunun ya da coşkularını ifade etme güçlerini sınırlayan ya da geliştiren, salt kişiliklerindeki farklılıkların bir sonucu olabilir. Coşku ya da sıcaklık/sevecenlik gibi birtakım bireysel özelliklerin elde edilmesi ya da geliştirilmesi güçtür, çünkü kişiliğimizin derinliklerine dek uzanırlar. Meslekî ya da sistemli tutumlar gibi başkaca özelliklerin ise bir yere kadar kazanılmaları ve değişikliğe uğratılmaları daha kolaydır. Araştırmanın da gösterdiği gibi, bireysel özelliklerin başarılı öğretmenler arasında ortak bir yönü oluşturduğunu bilir ve kendi doğal eğilimlerinizle onları karşılaştırırsanız/örtüştürürseniz, öğrencilerinizle olumlu ilişkileri sağlamadaki gücünüzü en üst noktaya çıkaracak olan kendi özgün öğretici kişiliğinizi oluşturmaya başlama konumunda olursunuz.

Tartışmaya yön vermek amacıyla, bu özellikler; güdüleyici kişilik, başarıya yönelme ve uzmanca tutum olmak üzere üç geniş başlık altında düzenlenmektedirler. Güdüleyici kişilik, coşku, (davranış) çeşniliği ile sıcaklık ve güldürüyü içerir. Bu özellikler, öğrencilerin öğrenme sürecine ilgi duymaları ve onu sürdürmelerine yardımcı olmaktadır. Başarıya yönelme, öğretmenlerin, başarılı olunacağına ilişkin kendilerinin ve öğrencilerinin güçlerine olan inancı kapsamaktadır. Öğrencilerden başarı beklentisi içinde olma ve onları yüreklendirici ve destekleyici davranma gibi özellikler, bu yönelişi gerçekleştirir. Uzmanca tutum, öğretmenin, öğrencilerin öğrenmesine odaklanmasını içermektedir. Etkin öğretmenler, meslekî açıdan bilgilenmeye açık ve sağduyuludurlar; öğrencileri onları, güvenilir/güvene layık insanlar olarak görürler. Sizin de göreceğiniz gibi, üç gruptaki bu özellikler kendi aralarında oldukça ilintilidirler. Örneğin, sınıf için hazırlıklı olmak, güven doğurur ve arttırır, sınıf havasını daha da sağduyulu kılar ve öğretmenlerin kendi öğretimlerini öğrencilerin gereksinimlerine uyumlandırmalarını kolaylaştırır. Goleman (1998)’ın duygusal zekâ olarak dünya kamu oyuna sunduğu ve bu kavramın geniş kabul görmesine fırsat tanıdığı, bireyin içsel iletişim kaynaklarının farkında olma sürecinin sınıf için ortamlarda öğretmenler tarafından geliştirilmesi özlenen bir meslekî boyut olup çıkmaktadır. Goleman’ın duygusal zekâ için verdiği bir örnek çok ilginç gelebilir (Enhanced Mind)

Savaşçı ruhlu bir Samurai, bir keresinde bir Zen keşişinden, Cennet ve Cehennem kavramlarını kendisine açıklamasını kaba bir tavırla talep eder. Keşiş ise, “Koca bir ayının ta kendisisin. Senin gibi birisiyle zamanımı boşa harcayamam!” diye yanıt verir.

Gururu kırılan Samurai öfkeye kapılır ve kınından kılıcını çekip çıkarır ve “Bu münasebetsizliğinden dolayı seni paramparça edebilirim!” der.

Keşiş, sakince bir ses tonuyla, “İşte, bu Cehennemdir” der.

Kendisini tümüyle etkisi altına alan kızgınlığını böylesine apaçık biçimde görmesini sağlayan keşişin sözleri karşısında Samurai kendine gelir ve kılıcını kınına koyarak, içindeki duyguyu görmesine olanak tanıdığı için ona teşekkür eder.

Keşiş sözüne devam eder: “İşte, bu da Cennettir.”

 

3.      Güdüleyici Kişilik

Etkin öğretmenler, güdüleyici ve uyarıcı bir kişiliğe sahiptirler. Bu öğretmenler yaptıklarından hoşlanırlar/haz alırlar, öğrencilerini destekleyici tutumlar sergilerler ve kendilerine kolayca bağlarlar ve güven telkin ederler. Bu bölümde, coşku, sıcaklık ve güldürü ile güvenirlik gibi, güdüleyici bir kişiliğe sahip öğretmenlerin nitelikleri olan üç özgün özellik ele alınacaktır.

Coşku

İstendik öğrenci ürünleriyle çok sıkı ilintisi bulunan öğretmen özelliklerinden biri de coşkudur. Coşkulu öğretmenler, kendilerine güvenilebileceğini, yaptıklarından haz aldıklarını, öğrencilerine güvendiklerini ve onlara saygı duyduklarını, öğretmekte olduklarının konunun bir değer taşıdığını ve onu ele almanın zevkli olduğunu ortaya koyarlar. Coşturucu öğretim, öğrencilerin çalışmalarda çabalarını artırır, onları güdüler ve yine öğrenmenin artmasına ve doyuma ulaşmalarına yol açar.

 

SORU: Coşkulu olduğunu hissetmenin, ancak bunu öğrencilere hissettirememenin mi, yoksa coşkulu olmayıp, coşkuluymuş gibi hareket edebilmenin mi daha iyi olacağını düşünüyorsunuz? Neden?

Coşkululuğun tanımlanması güç ise de, bir öğretmenin coşkunluğunun; konu alanına ilgi duyma ve onu derinlemesine ele alma ile dinçlik ve bedensel atiklik gibi iki önemli boyutu vardır. Coşkulu öğretmenler sıkça olarak, atik/başat, uyarıcı, enerji dolu ve anlatımda doyurucu olarak betimlenirler. Bu öğretmenlerin davranışlarının, öğrencilere ve konu alanlarına yansıtıldığı kabul edilmektedir (Humor Lounge).

 

SORU: Neden, bazı insanların ve bu arada öğretmenlerin, başkalarına göre daha çok ya da daha az coşkulu olduklarını düşünürsünüz? Size göre, coşkulu oluşa neler katkıda bulunmaktadır?

Coşkululuk, konuşma, el hareketleri ve yüz anlatımlarındaki çeşnilik aracılığıyla sergilenir. Coşkulu öğretmenler öğretirken, sınıf içinde, önden arkaya ve bir yandan öte yana dolaşırlar. Elleriyle, kollarıyla, baş ve omuzlarıyla belirli noktaları pekiştirmek ya da vurgulamak amacıyla canlandırma yaparlar. Tüm öğrencileriyle göz ilişkisini sürdürürler, onların katılımlarını yüreklendirirler ve tümünden dönüt/geri bildirim isteyerek onları girdi olarak kullanırlar. Coşkulu öğretmenler, öğrencilerin anlayışına fırsat tanır ve onları uyumlaştırırken atik bir ders işleme temposunu sürdürürler. Seslerinin hızını, tonunu ve sözcüklerin kullanıma göre anlamını değiştirerek ilgiyi artırırlar ve belirli noktaları pekiştirmek ve ceşnilik katmak amacıyla aralar verirler. Yüz anlatımlarındaki değişiklikler (örneğin, genişleyen ya da daralan, gülen ya da kaşları çatık gözler) sıkça olarak gözlenir ve bunlar olumlu niteliktedirler ve ardından söylediklerini bu iletilerle pekiştirirler.

 

SORU: Siz coşkulu biri misiniz? Kolayca coşkuyu dışa vurur musunuz? Sergilediğiniz coşku nasıldır?

Böylesine oyunsal ve canlandırmalı bir duruşu sabah saatlerinden öğleden sonraki saatlere değin sürdürmek güçtür ve belki de olanak dışı bir iştir. Neyse ki, sürekli bir coşkululuk gerekli değildir. Gerçekte ise, öteki etkenler gibi, canlandırma düzeyleri, yerinde değişiklikler yapıldığında en çok etkili olanlarıdır. Dolaşmaya, bol bol el/kol hareketleri yapmaya ve gülümsemeye hiç ara vermeyen bir öğretmen, kısa bir süre sonra bıktırıcı ve hattâ usandırıcı olacaktır. Yine de, öğretmenler sıkça olarak kendi söylediklerine öğrencilerinin ilgili olmalarını beklerken, öğrenciler de aynı sıklıkla söylenenin ne kadar coşkulu olduğuna bağlı olarak tepki gösterirler, gerçeğini akılda tutmakta yarar var.

 

SORU: Sizin coşku duymadığınız, ancak öğretmeniz gereken bir şeyler var mıdır? Bunu nasıl yaparsınız?

Unutmayın ki, öğrencileriniz sizi öyle görmek istedikleri zaman ancak, siz coşkulu olabilirsiniz! Başka bir deyişle, öğrencilerinize karşı ve konunuzla ilgili olarak coşku duyuşunuz, öğrencilerinizin de sizi coşkulu olarak görmelerini sağlamaz. Peki öğrenciler, öğretmenlerin hangi davranışlarını coşkulu olarak algılarlar? Tablo 2’de, coşkulu ve coşkusuz öğretmenler arasında bir ayrım yapmak amacıyla öğrencilerin kullandığı öğretmen davranışları verilmektedir. Tek başına ele alınan bu davranışlardan hiçbiri, coşkululuğu ortaya koymaz. Daha çok bir arada işe koşulduklarında öğrencilerin, öğretmeni coşkulu olarak algılamalarına yol açarlar.

Sıcaklık/içtenlik ve Güldürü

Sınıf içinde yetişkin bir yetke olarak, farkında olun ya da olmayın, ses tonunuzu ayarlayacaksınız, rolleri tanımlayacaksınız, parametreleri oluşturacaksınız ve öğrencileriniz arasındaki kişilerarası ilişkilerin örüntüsünü geliştireceksiniz. Öğretmenin sıcaklığı ve güldürücülüğü, öğrencileriniz için destekleyici, rahatlatıcı, doyurucu ve eğitimsel açıdan verimli kılıcı bir ortamı oluşturmada önemlidir. Güvenli ve verimli bir ortama katkıda bulunmakla, sıcaklık/içtenlik ve güldürü öğrenmeyi dolaylı biçimde hızlandırmaktadır. Çoğu insanların, değişik öğretmenleri gözlerken onların içtenlik ve güldürüyü ortaya koyup koyamadıkları konusunda bir olasılıkla görüş birliğine varmış olabilirler, ancak içtenlikli davranış ya da iyi bir güldürü duygusunu neyin oluşturduğunu apaçık ortaya koymak güçtür. Yine de, bu iki özellik kendi aralarında ilintilidir (Cassone).

 Sıcaklık. Bir öğretmenin sıcaklığı/içtenliği, öğrencilerle olan olumlu, destekleyici kişilerarası ilişkilerinde ortaya konulmaktadır. Öğrencilere, sizin kişiliğinizle ilgili bir duyguya sahip olmalarına fırsat tanımanız önemlidir. Öğrenciler, iyi öğretmenlerin “gerçek insanlar” olduklarını sıkça söylerler. Dostça davrandığınızda, olumlu bir tutum sürdürdüğünüzde, bireyler olarak öğrencilerinize ilgi gösterdiğinizde, öğrencilerle birlikte “çalışma”ya açık ve istekli olduğunuzu ortaya koyduğunuzda ve derslerinde başarılı olmaları amacıyla onlara yardım etmeye çabaladığınızda, sınıf içinde olumlu ilişkiler hızla gelişmektedir. Öte yandan, öğrenciler onlara karşı iyi niyetten yoksun davrandığınızı hissettiklerinde, gereğinden fazla yargılayıcı ve katı olduğunuzda ve öğrenci-öğretmen etkileşimlerinde yıldırıcı olduğunuzda, sıcaklığı azaltırsınız.

Güldürü. Uygun bir güldürü duygusu, öğrenciler tarafından, sevdikleri öğretmenlerin önemli bir niteliği olarak belirtilmiştir. Bu öğretmenler öğrenmeyi eğlenceli kılmaktadırlar. Güldürü, gerginliği azaltır, öğretmenin güvenliği ve güvenirliği arasındaki bağlantıyı oluşturur, inancı pekiştirir ve disiplin sorunlarını azaltır. Dahası, sınıf içinde güldürünün etkin kullanımı, öğrenmeyi pekiştirir ve uzun süreli anımsamayı arttırır. Sözgelimi, yaratıcılığın geliştirilmesine yönelik olarak Ayan (1997), aşağıdaki on strateji arasında güldürüyü de sayar:

1.      İnsanlarla ilişki içinde ol;

2.      Zenginleştirici bir ortam tasarla;

3.      Oyun ve güldürü aracılığı ile iç enerjinin kıvılcımını çak

4.      Yolculuk yaparak kapalı kutu olmaktan kurtul;

5.      Zihnini okuyarak genişlet;

6.      Sanat dallarıyla ilgilen;

7.      Teknolojik gelişmelerle tanış;

8.      Girişkenliğini geliştir;

9.      Bilinç dışı kaynaklarını rahatlat/işe koş;

10.  Yaratıcı ruhunla ilişkiye geç.

 

Tablo 2- Coşkulu ve Coşkusuz Öğretmenlerin Özellikleri

Coşkulu Öğretmenler

Coşkusuz Öğretmenler

* Güven ve dostluk telkin eder

* Kaygılı ve sinirli görünür

* Konuların öğrencilerine uygunluğunu sağlar ve bunu sergiler

* Mekanik davranırlar; dersleri öğrencilerin ilgi ya da gereksinimlerine ilintili kılmaksızın hareket ederler.

* Noktaları vurgulamak ya da pekiştirmek için zengin ve canlandırmalı el hareketlerine başvururlar

* Ders boyunca ayakta durarak ya da oturarak bir konuma bağlıdırlar

* Öğretim yaklaşımlarında yaratıcı ve çeşnilidirler

* Ancak bir ya da iki öğretim seçeneğini kullanırlar

* Öğretirken kendilerini işe verirler ve oyunsaldırlar

* İlgisizdirler ve ortamla bütünleşemezler

* Tüm öğrencilerle göz ilişkisi sürdürürler

* Öğrencileriyle göz ilişkisinden kaçınırlar

* Sözcük sunuşunu daha da ilginç kılmak için değişik ses tonu, şiddeti, sözcüklerin yerine göre anlamını değiştirme ve ara vermeye koyulurlar

* Tekdüzeli konuşurlar

* Sabırlıdırlar

* Sabırsızdırlar

* Öğrencilerin başarıyla çalışmalarını bitirmeleri yönünde ısrarcıdırlar

* Öğrenciler kolayca doğru yanıtı veremediklerinde çabucak yılarlar

* İş dışı davranışların farkındadırlar ve hemen gereğini yaparlar

* Öğrencilerin iş dışı davranışlarını görmezden gelirler

* Hızlı bir ders akışı sürdürürler

* Zamanı etkisizce kullanırlar: oyalanırlar

* Güldürü duygusuna sahiptirler; kendilerine de gülebilirler

* Sık sık eleştirel davranırlar

* İlgi ve dikkati sürdürebilmek için hareket ederler

* Odanın önünde nadiren ayrılırlar

Kaynak: V. Carusso (1982)’dan uyarlanmıştır. Öğretmen Coşkunluğu: Öğretmen ve Öğrencilerin İlettiği Davranışlar. Bildiri, New York’ta Amerika Eğitim Araştırmaları Birliği yıllık toplantısında sunulmuştur.

 

Güldürünün etkin kullanımının, hem kendiliğinden hem de istendik ya da planlı boyutu vardır. Güldürü duygusu, hoş bir şey belirdiğinde bizim gülme gücümüzle kendini belli eder. Olağan bir okul günü akışı içinde pek çok güldürücü durumlar ya da kazalar belirir. Bunlar karşısında gülmekten korkmayın. Özellikle de kendinize gülmeyi öğrenmelisiniz. Tüm öğretmenler yanlışlar yapabilirler. Mecazları/eğretilemeleri işe koşarak içtenlikli tavırlarınızla öğrencilerinizin duygusal canlanışları sonucunda belleklerinin güçlenmelerine yardımcı olabilirsiniz (Cahill ve McGaugh, 1998; Baars 1998). Tüm bu durumlarda gülün!.. Onları gelecek için koruyun ve kendinizi öylesine çok ciddiye almayın. Öte yandan, iğnelemek ya da art niyet aramaktan kaçının ve sataşma konusunda aşırı derecede dikkatli olun!...

Duygusal zekânın dışavurumları olarak nitelenebilecek yukarıdaki özeliklerin tümünü kapsadığı ileri sürülen sevginin, öteki deney desenlerine bakarak öğrenci erişilerinde/öğrenmelerinde daha yüksek sonuçlara yol açtığını saptayan Sönmez (1987:160-161) de, öğretmenlerin yukarıda değinilen tüm sevgi içerikli duygusal zekâ süreçlerini sınıf içi etkinliklerde işe koşmalarını salık vermektedir. Ancak bu sayede, gerek bilişsel/zihinsel ve gerekse duyuşsal/duygusal ve devinişsel alanlarda hedeflere varmak daha kolay olabilecektir.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Ayan, J. (1997), Aha! 10 Ways to Free Your Creative Spirit and Find Your Great Ideas. http://www.ozemail.com.au/~caveman/Creative/Books/B26104htm

Baars, B.J. (1998), “Metaphors of Consciousness and Attention in the Brain”. TINS, Vol.21, No.2.

Cahill, L ve J.L. McGaugh, (1998), “Mechanisms of Emotional Arousal and Lasting Declarative Memory”, TINS, Vol.21, No.7.

Cassone, L.L., Accelerated Learning: An Interview with Libyan Labiosa Cassone. http://www.ontext.org/ICLIB/IC27/Labiosa.htm

COGITO, The Cognitive Paradigm. http://www.educ.drake.edu/romig/cogito/cognitive_paradigm.html

Gumuş, N. (1997), Öğrenmeyi Öğretmenin, Öğrenci Erişisi, Kalıcılığı ve Akademik Benliğine Etkisi. (H.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi). Ankara.

Ellis, E.S., L.A. Worthington,  ve M.J. Larkin Executive Summary of the Research Synthesis on Effective Teaching Principles and the Design of Quality Tools for Educators. http://darkwing.uoregon.edu/~ncite/otherRsc/tech06.html

Enhanced Mind-Emotional IQ, http://enchantedmind.com/emote.htm

Goleman, D. (1998), Duygusal Zekâ: Neden IQ’dan Daha Önemlidir? (Çev. B.Seçkin Yüksel). Bilim Dizisi:1. İstanbul: Varlık Yayınları.

Humor Lounge: Humor and the Muhtiple Intelligence. http://www.newhorizons.org/rech_mi.html

Process of Teaching: The String Pedagogy Notebook. http://www-personal.umich.edu/~mhopkins.htm.

Sönmez, V. (1987), Sevgi Eğitimi. Ankara: Şafak Matbaası.

 



* Eğitim Programları ve Öğretme-Öğrenme Süreçleri Uzmanı, Devlet Planlama Teşkilatı, e-mail:ngumus@dpt.gov.tr.